Bulundugun yer
ÇAĞRIMIZDIR..!
KESK bir kez daha anti demokratik yasalara mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Kamu emekçileri güvencesizliğe zorlanmaktadır. Gayri insani ücretle çalışma dayatılmaktadır. Çalışırken alınan ücretlerin tamamı emeklilik kapsamı dışındadır. Ve dün olduğu gibi bu günde baskı, ceza ve tutuklamalar aralıksız sürmektedir.
Kamu emekçileri sağlıktan, yerel yönetimlere, eğitimden ulaşıma, büro hizmetlerinden haberleşmeye kadar her hizmet alanında angarya, atama ve yer değiştirme, meslekte yükselme, ceza ve ödül, nöbet, tazminat, ek ders ve benzeri ek ücretler, görevlendirme, işe girme, emeklilik, sağlık ve sosyal güvenlik konularında hak kayıpları yaşamaktadır. İşkollarında yaşanan keşmekeş karşısında tek bir yol hizmet üretiminden gelen gücün kullanılması olacaktır. Bu noktada KESK’in sağlık örgütleriyle birlikte 21 Aralık’ta yapacağı GREV anlamlı, önemli ve bir köşe taşı niteliğindedir. Bu karar demokrasi ve emek cephesinin birleşik gücünü ortaya koyacak ve egemen sisteme başkaldırının bir simgesi olacaktır.
KESK demokrasi ve özgürlükler mücadelesinde kararların aşağıdan yukarıya oluşması ilkesini yani demokratik merkeziyetçiliği esas almış bir örgüttür. İşyerinden genel meclise kadar kurulların ve katılım sürecinin işletilmesine özen gösterir. Üye sendikalarını ve sendikaların üyelerini tartışma süreçleriyle eylemin unsuru haline getirir. 21 Aralık grev kararının kısa sürede ve örgüt içi zeminlerde tartışma olanağı bulamadan alınmış olması eksiklik olarak görülse de eylemin başarısı önemlidir.
Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı, güvenceli istihdam, insanca yaşanacak temel ücret, ek ödemelerin emeklilik aylığına bağlanması, sürgün ve tutuklamalara son verilsin talepleriyle örgütlenecek 21 Aralık grevine tüm emekçileri kamu hizmetlerini üretmemeye, dolayısıyla yaşamı durdurmaya çağırıyoruz. 08/12/2011
SENDİKAL BİRLİK YÜRÜTME KURULU:
Vicdan BAYKARA - Mustafa ECEVİT - Ömer Salih Erol - Doğan ALTUN - Muammer HANTAL Fahrettin EŞGÜNOĞLU - Suat YILDIZ - Habil ATEŞ - İhsan ERDEM - Aliye AYHAN -Cüneyt ÇAVDAR - Ahmet YEŞİLAY - Atilla AYDINOĞLU
İnsanlık 63 Yıl önce,1 0 Aralık 1948 de , çağdaş dünyanın en temel insan hakları belgesine kavuşmasına rağmen ,ırkından, renginden, cinsinden, cinsel yöneliminden, dilinden, din ve mezhebinden, etnik kimliğinden, siyasi-vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında yeterli koruma bulamamaktadır.
Uluslararası sermayenin küreselleşme politikalarının yol açtığı ağır ekonomik kriz tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bu nedenle 2011 yılında dünya halkları derinleşen işsizlik, açlık ve yoksulluk birlikte artan yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve nefret söyleminin öne çıktığı hak ihlallerine maruz kalmıştır. Güvenlik eksenli politikalar; hak ve özgürlükleri “terör” bahanesi ile kısıtlamaya çalışması dünyadaki militarist ve otoriter yönetim anlayışlarını güçlendirmiştir. Kürt Sorunu’nunun Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi genel sorununun en önemli halkası olmayı sürdürdüğü görülmektedir
Bunun yanı sıra işkence yasağı ihlalleri, özel yetkili mahkemeler, kamuoyunu yakından meşgul eden çeşitli davalardaki adil yargılanma hakkı ihlalleri, keyfi ve uzun süren tutuklamalar, düşünce ve ifade özgürlüğü, tutuklu gazeteciler, cezaevlerinde ölümler, vicdani ret, kadına yönelik şiddet, çevre ve ekoloji sorunları, ekonomik ve sosyal haklardaki kayıplar, toplanma ve gösteri hakkına yönelik müdahaleler gibi başlıkların 2011 yılında öne çıktığını görüyoruz.
2011 yılında Türkiye’de yaşanan en önemli hak ihlalleri ; düşünce ve ifade ile örgütlenme özgürlüğünü kullanmak isteyen kişilere yönelik gerçekleşmiştir.
2011 yılında insan hakları açısından ayırt edici bir başka nokta ise Özel Yetkili ve Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri’nin hukuka aykırı uygulamaları olmuştur. Başka bir deyişle 2011 de adil yargılanma hakkı ihlalleri artarak devam etmiştir. Gerek bu mahkemeler gerekse özel yetkili savcılıklar eliyle yürütülen birçok soruşturmayla toplumsal muhalefetin tüm kesimleri üzerinde korku bulutları oluşturulmuştur. Yargı yoluyla cezalandırma Türkiye’de artık sistematik bir yöntem haline gelmiştir. Eski DGM’lerin devamı olan bu mahkemelerin kapatılması gerektiği açıktır.
2011’in insan hakları açısından öne çıkan bir başka önemli konusu ise temel hak ve özgürlükleri amasız ve fakatsız güvence altına alacak olan yeni bir anayasanın yapılması sürecidir.
“Bağımsız yargı” düşünceyi açıklamaktan hak arama özgürlüğüne, örgütlü mücadeleden demokrasi ve barış talebine kadar insanca yaşam talep eden KESK yönetici ve üyelerine ceza yağdırdı. 2009 yılında gözaltına alınarak tutuklanan ve 8 ay sonra örgütlü tepkilerin büyümesinin ardından serbest bırakılan KESKlilerin 28 Kasım 2011 tarihinde İzmir 10. ağır ceza mahkemesinde görülen duruşmasında 6 kamu emekçisi beraat ederken 25 kamu emekçisi 6 yıl 3 ay cezaya çarptırıldı. Yargıtaya itiraz hakkının bulunduğu karara KESK üyeleri dışında demokratik kurumlar ve hukuk çevreleri de tepki gösterdi.
AKP’nin iktidar olduğu 2002’den 12 Haziran’da yapılan son seçimlerin ardından ustalık dönemi olarak adlandırdığı bu süreçte gazetecilere, aydınlara, bilim insanlarına ve örgütlü çevrelere baskı ve yıldırma operasyonlarıyla otoriter bir yönetimi adım adım gerçekleştirdiğini görmekteyiz.
SB olarak; her türlü hukuksuzluğa, baskılara karşı hak arama mücadelesinin ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, özel yetkili mahkemelerin lağvedilmesi için yürütülecek mücadele ve demokratik tepkilere destek olacağız.
Sayfa 1 / 27






![]() | bugün | 107 |
![]() | dün | 105 |
![]() | toplam | 99768 |
SB Türkiye Meclisi Yürütme Kurulu |
|
Mustafa ECEVİT
Fahrettin EŞGÜNOĞLU
Aliye AYHAN
Habil ATEŞ
Atilla AYDINOĞLU
e-mail sbiletisim@gmail.com
|